Bağımsız Milliyetçi, Ülkücü, Türkçü Site
18 Kasim 2017
Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.
Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ
Ana Sayfa     İletişim       Biz Kimiz?       Site Yazarlığı       Etkinlikler       Tarihte Bugün    
MİLLÎ AKADEMİ
Prof. Dr.
Ramazan Özey

Kültürel Yozlaşma ve Kültürsüzleşme
AYDINLAR OCAĞI
Prof. Dr. Ahmet Çolak
TÜRKE DÜŞMANLIKLARININ SOSYO-PSİKOLOJİK ANALİZİ
MİLLÎ MÜNEVVER
Behiç Çelik
Türk Dünyası ve Yerel Yönetimler
İLİM PENCERESİ
Prof. Dr. Acar Sevim
Yeni üniversite öğrencilerinin durumu
MİLLÎ MÜNEVVER

E. Vali - E. Mersin Milletvekili
behiccelik@gmail.com

Türkiye ve Türk dünyası “dilde, fikirde, işde birlik” ilkesi doğrultusunda yerel yönetimler alanında yeni teşkilatlanmalar yaparak idari ve normatif eksiklikleri gidermelidir.

Türk Dünyası ve Yerel Yönetimler

Giriş Yerel hizmetlerin Avrasya kıtasında tarih içinde nasıl yerine getirildiği ve bugün gelinen nokta ayrıntılı olarak ele alınması gereken bir konudur. Pekin’den Saraybosna’ya kadar yaklaşık 16 milyon km2‘lik bir kıtada; ticaret, kültür, sanat, bilim, edebiyat, tarım ve hayvancılık gibi genel olarak devletlerin yaşamalarına vesile olan faaliyetlerin nasıl düzenlendiği çok önemlidir. İlave olarak şehir yaşamını doğrudan ilgilendiren tüm işlerin mekânsal ve kentsel ihtiyacının nasıl karşılandığı da kıtasal boyutta ele alınması gereken bir husustur. Şehir sonuçta malın, sermayenin, emeğin, kültürün, yaşamın bütün boyutlarının, iletişimin vs. hızla aktığı fiziki bir boyut anlamına gelir. Rasyonalitenin tüm unsurlarını içerir. Malum coğrafyayı ana akım bilim insanları hep konargöçer halklar olarak tasnif etme eğilimindedir. Konargöçerlik geniş bir kitlenin uğraş alanı olmakla birlikte Türk halklarının bütününün konargöçer olduğunu bilim çevrelerine dayatarak medeniyetsiz ve barbar ithamlarına kanıt oluşturmaya çalışmak akla uygun düşmemektedir. Dolayısıyla son elli yılda sözü edilen topraklarda yapılan bilimsel araştırmalarda dünya uygarlığının menşeinin bu coğrafya olduğu veya bu coğrafyadan giden unsurların yerleştiği alanlara medeniyeti taşıdığı anlaşılmaktadır. Yerel yönetimlerin gelişmesinin birinci şartı bir otoritenin buna ihtiyaç göstermesidir. Sözü edilen otorite dikey ve yatay nitelikli olabilir. Hatta ikisi birden de olabilir. Tabandan gelecek talepleri değerlendirecek bir otorite, bazı hizmetlerin karşılanması için önce bir görevlendirme ve ardından zamanla kalıcı idari yapıları kurmaya başlar. Nitekim böyle bir süreç insanlığın en hızlı dinamizminin yaşandığı merkezi Asya ve kuzeydoğusunda yaşanmıştır. Yatay gelişme ise genelde ihtiyaçlar karşısında şehir insanının hizmet taleplerinin karşılanması şeklinde ortaya çıkar. Sanayi devrimiyle birlikte ticaretin gelişmesine paralel olarak dünyada liman kentlerinin öneminin artması örnek olarak gösterilebilir. 1991 yılından itibaren SSCB bünyesinden ayrılarak bağımsızlıklarına kavuşan Asya Türk Cumhuriyetleri nevzuhur devletler değildir. Tarih, bilim, kültür, dil, edebiyat, sanat, devletleşme, yönetim, üretim, ticaret gibi her alan ve işte derin kökleri olan halkların devletleridir. Orta Asya ile birlikte eski Osmanlı ülkesi, İran ve Tatar bozkırlarının da dâhil olduğu geniş coğrafyanın yerleşik halklarının insanlık tarihinin son 300 yılında total gelişmeyi ıskalaması, işgalci batı unsurlarının geçici hâkimiyeti sonucunu doğurmuştur. Hâlbuki şimdi gelinen noktada büyük bir öze dönüşle birlikte gerek devletler olarak gerekse devletler içinde yerel yönetimler olarak kısa sürede büyük mesafeler alındığı gözlenmektedir. Son 25 yılda kardeş ülkelerin aldığı mesafeyi küçümsememek gerekir. Daha büyük atılımların yapılması tabii ki mümkündür. Onun için yeni organizasyonlara ve işbirliğine ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır. Türkiye, insanlık tarihinin genel kabul gören en önemli Türk ülkesidir. Jeostratejik önemi ve çevresi ile derin bağları özellikle küresel hegemonya düşüncesinde olanları rahatsız etmektedir. Bu ülkenin yerel yönetim deneyimleri tüm dünya için bir örnek olay niteliğindedir. Batıya verdiklerinin yanında son 162 yılda batıdan aldıklarını harmanlayarak içselleştirebilen bir Türkiye’nin uygulama ve fikirlerinin önemi kaçınılmazdır. Bu sebeple ülkelerarası yerel yönetim teşkilatlarını aktive ederek devlet organlarına önerilerde bulunmasının önünü açmak uygun olacaktır. Tarihi mirasın korunması, yaşam kalitesinin arttırılması; bu bağlamda insanlara aş, ,iş, ekmek olarak dönecek bir zinciri günümüz Türk ülkelerinin kentlerinde uygulamaya geçirmek hiç de zor değildir. Türkiye’nin kentlerinden başlayarak Almatı ve Kaşgar’a kadar bu yapılabilir. TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİMLERİN GELİŞMESİ… Geleneksel Osmanlı Devlet sisteminde görülen mutlak gücü elinde bulunduran padişahtan sonra sadrazam, şeyhülislam, vezir, beylerbeyi, kazasker, kadı şeklinde günümüzün idari, adli ve beledi örgütlenmesinden farklı bir örgütlenme göze çarpmaktadır. Bu teşkilat yapısını takviye eden sivil örgütlenmeler de dikkat çekmektedir. Tımar sistemi, lonca ve vakıflar marifetiyle sosyal, iktisadi, kültürel, ticari işlerin gördürülmesi gibi. Geleneksel sistemin asıl dayanağı en faal ve devlet adına hizmet üreten kadılık müessesesidir. Kadı yetkili olduğu kentin ya da kasabanın adli, idari ve beledi tüm hizmetlerini memurları marifetiyle gören kişidir. Kadıya yerel görevlerinde yardımcı olan emrinde subaşı, mimarbaşı, ihtisap ağası, böcekbaşı gibi amir sınıfından insanlar çalışırdı. Bunun yanında çarşı ve pazaryerlerinin temizliği, hanların bakımlı ve hoş tutulması gibi hususlar ise esnaf tarafından görevlendirilen kethüdalar eliyle yerine getiriliyordu. Anadolu’da bilhassa Moğol istilasından sonra yaşanan ilk fetret devrinde Ahilik müessesesi, sosyal ve mesleki örgütlenme ile toplum düzenini sağlamanın ve güçlü devlet kuruluşuna giden yolu açmanın en önemli deneyi olmuştur. Türk esnafı, hala ahilik geleneklerinin etkisinde, temel kuralları yaşatarak icrai sanat eylemektedir. Bu sosyal düzeni güçlendirmek üzere hali vakti yerinde olanlar vakıflar kurarak muayyen hizmetlerin yerine getirilmesi için servetlerini veya akarını vakfederek katkı yapıyorlardı. Böylece insan hayatının beşikten mezara kadar her yönünü kuşatan bir nizam karşımıza çıkmaktadır. Devletiyle, esnafı ve askeriyle, vakıflarıyla hayatın tüm cephelerinin sarılıp sarmalandığı bir bütün, insan fıtratına en uygun medeniyet anlayışı... Bahse konu bu sistemin öncesi Selçuklu Devletinin temel teşkilat yapısının geliştirilmiş bir uzantısıdır. O halde asıl kaynak Asya’nın kadim yönetim kültür ve deneyimlerine kadar gitmektedir. 1854 yılında, daha Islahat Fermanının ilan edilmesinden 2 yıl önce İstanbul’da, İstanbul Şehremaneti (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) kurulmuştur. Batı tipi reform faaliyetlerinin yoğunlaştığı bu dönemde “belediye ismi taşıyan ilk belediye Pera (Beyoğlu) 6. Daire-i Belediyesi kurularak faaliyete geçirilmiştir. 1964 yılında çıkarılan Vilayat Nizamnamesi ile ilk defa Fransız İl Sistemine benzer bir yönetim şekli milli bünyeye uydurulmuştu. Bu Nizamname bünyesinde, Türkiye’de ilk defa “alan yerel yönetimi” olan İl Özel İdareleri ve İl Genel Meclisleri ile belediyeler kurulmuştur. 1911 tarihinde çıkarılan İdare-i Umumiye-i Vilayat Kanunu ile zamanın yeniliklerine uygun yeni bir il yönetimi yasası çıkarılmıştır. Keza 1809 Ayanların Senedi İttifak’ından 1876 yılına kadar tartışılmaz olan Padişah güç ve kudretinin tartışıldığı bir süreç yaşanmış ve 1876 Anayasası ile meşruti rejim denemesi başlatılmıştır. Osmanlı Ülkesinde, Avrupa ile ticari ilişkilerin yoğun bir şekilde yaşandığı liman kentleri olan İstanbul, İzmir, Beyrut, Selanik gibi şehirlerde yerel yönetimler oldukça güçlenmiştir. Cumhuriyet kurulduğu zaman Vilayet, Liva (Mutasarrıflık), kaza, nahiye biçiminde teşkilatlanmış olan merkezi idare şekli ile 57 vilayet ve 389 adet belediye Osmanlı İmparatorluğundan Cumhuriyete miras kalmıştır. Bugünkü yönetim sistemi de hemen hemen Osmanlı Devletinden intikal ettiği şekliyle aynı özellikleri taşımaktadır. Şunu unutmamak lazımdır ki; bir milletin sahip olduğu maddi ve manevi değerlerle, oluşturulan veya oluşturulmak istenen Devlet teşkilatlandırılması arasındaki ahenksizlik Devlet ile halkı karşı karşıya getirir. Bu sebeple halkın Devletten beklentilerini çok iyi analiz etmek ve ithal yönetim sistemlerine gözü kapalı itibar etmemek gerekir. Buna karşılık gelişmiş ülkelerde uygulanıp başarılı sonuçlar elde edilmiş olan örgütlenme veya düzenlemelere milli bünyeye uygun olduğu takdirde açık olmak lazımdır. Yerel yönetimler için son düzenlemeler 1930 ve 1984 yıllarından sonra ilk defa 2004 yılında yapılmıştır. İdari ve mali özerkliğe sahip ve yerel halkın ihtiyaçlarını karşılayan tüzel kişilikler olarak tarif edilen özel idare ve belediyeler bugün itibariyle etkinliklerinin zirvesindedirler. Köyler ise yerel yönetim biriminin son halkası olarak görülmektedir. Türkiye’de son rakamlara göre; Büyükşehir Belediyeleri : 30 İl Belediyeleri : 51 Büyükşehir. İlçe Belediyeleri : 519 İlçe Belediyeleri : 400 Belde Belediyeleri : 397 TOPLAM :1397 belediye bulunmaktadır. Özel idareler ise 51 adettir. Köyler 18.332 adet kalmıştır. HUN İMPARATORLUĞUNDAN BUGÜNE… Mete Han döneminde Çin ile Batı arasındaki ticaretin iyi işlemesi, kervan güzergâhının emniyet ve asayişinin sağlanması için mevcut şehirlere ek olarak 20 civarında şehir kurdurularak buraların yerel ihtiyaçlarını yerel beyler ve yanına verdiği yüksek düzeyli memurları eliyle (Tudun) karşılanıyordu. Yüksek devlet kültürü, tecrübesi ve bu tecrübelerle donanmış halk kitlelerinin yerel hizmetlere bir çözüm getireceği muhakkaktır. Guongzou’dan ve hatta Pekin’den başlayıp boylu boyunca doğu Türkistan ve Batı Türkistan’ı geçerek Akdeniz kıyılarına ve İstanbul’a ulaşan kadim yol Hunların, Göktürklerin ve diğer devletlerin de ilgisine mazhar olmuştur. Gerek savunma amaçlı kale şehirler ve gerekse ticaret şehirleri devletin en önemli gelir kaynaklarını sağladığı merkezler olmuştur. Göktürkler zamanında Çargelan, Çumpal, Çaldıvar, Atbaşı, Sırdakbeg, Manakeldi kale şehirleri doğudan batıya sıralanan birer yerleşim yeridir. Keza takip eden asırlarda Aşpara, Kayında, Şiştübe, Aksu, Aktepe, Tölek, Sokuluk, Cul, Cumış, Sarıg, Yabalık da kurulan önemli kale şehirlerdendir. Oğuzların Karaçuk, Sütkent, Altuntepe, Yengi Kent, Çuytepe, Savran, Sayram, Karnak, Törtköltepe, Cent Sığnak, İkan, Çardarı, Bayırkum vd. İpekyolunun önemli ticari merkezleri olmuştur. Kuzeyde Hazarlar, Bulgarlar, Tatarlar da önemli ticari ve askeri şehirler kurmuş ve geliştirmişleridir. Tarihi Kuça, Turfan, Yarkent, Hotan, Karaşar, Balasagun, Fergana ovası şehirleri; Taşkent, Semerkant, Buhara, Merv, İran diyarındaki Isfahan, Rey, Tebriz dikkat çeken başlıca şehirlerdir. Ötüken ve Karakurum istisnai birer şehir olup taht merkezi olarak bunlara ihtimam gösterildiği bellidir. Göktürk Kağanlığına Bizans elçisi olarak giden Kilikyalı Zemarkhos anlatımında Ötüken’in düzenli ve temiz bir kent olduğunu, iyi idare edildiğini belirtmektedir. 10. Asra kadar yeni veya mevcudu geliştiren bir uygulamayı Avrupa doğrultusunda görmeye başlıyoruz. Orta Asya Türklüğü ile Batı Türklüğünü tek bayrak ve tek devlet altında birleştiren Büyük Selçuklu Devletidir. Sultan Sencer; Melikşah’tan sonra oğulları arasında muhtelif siyasi mücadeleler olmuş, nihayet Berkyaruk ile kardeşi Muhammed Tapar’dan sonra Horasan Melikliğini yürütürken Devletin başına geçerek genel Türklüğün son birleştiricisi sıfatıyla Horasan merkezli olarak egemenliğini sürdürmüştür. Sencer’in 1157 yılında vefatından sonra Büyük Selçuklu Devleti fiilen sona ermiş ve Genel Türk dünyasında siyasi sınırlar devreye girerek bugüne kadar birleştirme yönünde bir başarı elde edilememiştir. Gerçi Osmanlı İmparatorluğu’nun Kanuni Sultan Süleyman devrinde Kuzey Kafkasya’da kanal açarak batı-doğu bütünlüğünü gerçekleştirme adımları atıldı ise de akim kalmıştır. BUGÜNÜN MANZARASI… Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’da yerel organlar tam anlamı ile merkezi idareden kopmamışlardır. Bu, idarenin bütünlüğü ilkesine hizmet eder olsa da mahalli kalkınmanın hızlandırılmasına engel olmaktadır. İcra Hâkimleri ve bazı yerel kurulların, ilaveten avul ve kent(köy) özerk yönetimlerinin fonksiyonel olarak yerel yönetim işlerini görebilmesi ve bilince sahip olabilmesi tartışmalıdır. Yerel yönetimlerini çağdaş kriterlere göre hızla tanzim eden ülke Azerbaycan olmuştur. Yaklaşık 15 yılı aşan bir belediyecilik tecrübesine sahiptir. Ancak halen belediye-icra hâkimiyeti arasındaki yetki karmaşası devam etmektedir. Fikret ELMA “Azerbaycan’da gerek toplumsal bilincin kökten değişmesi ve demokrasinin yerleşmesi, gerekse şehirlerde altyapının ve yaşam kalitesinin yükselmesi için mutlaka belediyelerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Kat edilmesi gereken yol uzun olmakla birlikte, Azerbaycan için güçlü, demokratik ve özerk belediyelerin sosyo‐ekonomik gelişme ve demokratikleşme bakımından başarılması gereken önemli bir aşama olduğu bir realite olarak kalmaktadır. …sevindirici olan ise, Azerbaycan ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait pek çok belediyenin kendi aralarında “kardeş belediye” uygulamasını başlatmış olmaları ve işbirliğine gitmeleridir. Ayrıca yakın dönemde ‘Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nin kurulmuş olması da bu alanda önemli bir gelişmedir.” demektedir. Bu düşünceler tüm Türk dünyası için geçerlidir. SONUDž Türkiye ve Türk dünyası “dilde, fikirde, işde birlik” ilkesi doğrultusunda yerel yönetimler alanında yeni teşkilatlanmalar yaparak idari ve normatif eksiklikleri gidermelidir. Böylece bir aynılaşmaya gidileceği açıktır. Geniş coğrafyanın yerel yönetimlerin gelişmesiyle birlikte tüm dünyanın imreneceği mamur coğrafya olması kaçınılmazdır. Hedef, Türk dünyasının yerel demokrasisinin ve yaşam kalitesinin dünya standartlarının üstüne çıkarılması olmalıdır. Sözkonusu devletlerin dış politika, güvenlik ve savunma, tarım ve hayvancılık, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi politikalarının yanında “Yerel Yönetim Politikaları”nın da olması gerçeğidir. Yani bir projeksiyon belirlenmeli, bu projeksiyona uygun faaliyetlerle daha aksiyoner bir duruş sergilenmelidir. Yani evrensel yerel yönetim misyonunun Türk uygarlığı çerçevesinde anlamlandırmasının mücadelesinin verilmesi gerekmektedir. Türkiye ve Türk dünyasında başıboşluğu, dağınıklığı ve şahsiliği yok edecek olan çizgi bu çizgidir. Behiç ÇELİK Vali & E. Milletvekili Yerel Yönetim Uzmanı 18.01.2016 KAYNAKÇA 1. Lewis Mumford, what is a city?, www.polsci.chula.ac.th/pitch/urbpol13/lm.pdf 2. Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL, Türk Kültür Tarihine Giriş, Cilt 1, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları/638, Yayımlar Dairesi Başkanlığı, Kültür Eserleri Dizisi/46, Dördüncü Baskı, Ankara, s.146-223. 3. Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Orta Asya Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına Türklerin Tarihi, Timaş Yayınları, 2015, İstanbul, s.49 ve devamı. 4. Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi, Cedit Neşriyat, Ankara, 2007. 5. Prof. Dr. Metin ERİŞ, Türk Dünyası Kültür Atlası, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, 2. Baskı, 2007, İstanbul, s.176-179. 6. Dr. T.B.Umbetaliyeva, Kazakistan Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Bilim Danışmanı, Avrasya Dosyası, Kazakistan - Kırgızistan Özel, Kış 2001-2002, Cilt: 7, Sayı: 4, s. 85-99, Rusçadan Türkçeye çeviri: Saule Baycaun. 7. Dr. Cemal ÖZTAŞ, Dr. Eyüp ZENGİN, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Azerbaycan, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt:17, Sayı:2, 2 Nisan 2008, s. 45-49. 8. Prof. Dr. Fikret ELMA, Türkiye’nin Belediyecilik Deneyimi ve Azerbaycan Belediyeciliği, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Baku, 2004, Journal of Qafqaz Universitiy, s. 168-178. 9. Nurlana İsmayilova, todaie2011.blogspot.com/.../kamu-yonetimi-azerbaycann-idari-yaps.htm... 10. Doç. Dr. Süreyya SAKINÇ, www2.bayar.edu.tr/yonetimekonomi/dergi/pdf/ C12S22005/ SS.pdf. Kırgızistan’da Demokratik Yerinden Yönetim: Reform Uygulamaları ve Sorunlar, Celal Bayar Üniversitesi, İİBF, Maliye Bölümü, Yönetim Ve Ekonomi, Cilt:12 Sayı:2, Celal Bayar Üniversitesi, 2005, Manisa, s.198-210. 11. Prof. Dr. Mustafa ÖKMEN, Yrd. Doç. Dr.Güven ŞEKER, Özbekistan’da Kamu Yönetimi Sistemi ve Yerel Yönetimler, TDBB Yayını, No:4, s.153-176.

* Yazarlarımız, yazılarına ait her türlü sorumluluğun kendilerine ait olduğunu kabul etmişlerdir.

GÜNCEL OLAYLAR

Ramazan Durmuş
Çanakkale’de imanın ve aldananların hikayesi

ORTAK AKIL

Tevhit Gülseven
Siyaset Yapmak ve MHP!

KİTAP-KÜLTÜR

Alp Tümen Arslan
FIRAT TANRIDAĞI’NDA

YENİ UFUKLAR

Halis Demiray
MHP’NİN HALLERİ DÜŞÜNDÜRÜYOR

KÜRESEL BAKIŞ

Dr. Muhsin İdikut Kadıoğlu
İlk ve Büyük Bir Turancı: Ali Bey Hüseyinzâde Turan

BUDAPEŞTE'DEN

Osman Şahbaz
Macaristan ve Türkiye Aynı Hedefe Koşuyor

DÜŞÜNCE GÜNLÜĞÜ

Şenay Bayır
Nazenin bahçelerde dolaşmak… Nereye kadar?
Copyright © 1998 - 2017 | Bağımsız Milliyetçi, Ülkücü, Türkçü Site
ulkucusite@gmail.com